Katil hep olay yerine döner

Katil hep olay yerine dönüyor. Biz de bilet alıp izlemeye gidiyoruz.

Paylaş
Katil hep olay yerine döner
JENNIFER’S BODY (Karyn Kusama, 2009)

*Bu yazı, konu edilen filmlerdeki bazı sürpriz gelişmeleri ele verebilir.

Korku sineması son dönemde yeniden kendi geçmişine musallat oluyor. Bunu yalnızca nostaljiyle açıklamak bana biraz haksızlık gibi geliyor. Geçen hafta Jennifer’s Body (Karyn Kusama, 2009) filmini yeniden izlerken Jennifer’ın erkekleri “yemesinden” hâlâ aynı memnuniyeti duyduğumu fark ettim. 

Filmin erkek şiddeti, kadın bedeninin sömürülmesi ve kadınlar arasındaki arzuyla kurduğu ilişkiyi düşünürken, Megan Fox’un kanlar içindeki görüntüsünden de keyif alıyordum. Korku sineması seyircisinin elbette yabancı olmadığı bir durum bu. İzlediğimiz şeyin politik açıdan sorunlu olduğunu anlayabiliyor, hakkında uzun uzun konuşabiliyoruz. Ama bütün bunlar onu sevmemize engel olmuyor. 

Son aylarda izlediğim diğer yapımlarda da kadınların öfkesi, annelik, cadılık ve kuir arzular gibi temalar sürekli karşıma çıktı. Kadın canavarları nasıl kolayca sevebildiğimizi, üstelik onları sevmek için neden geçmişlerini didik didik ettiğimizi düşünmeye başladım. Korku sineması erkek katillerin de geçmişine dönüyor elbette. Ama kadınların şiddetini anlamlandırmak söz konusu olduğunda annelik, cinsellik, travma ve bastırılmış öfke neredeyse vazgeçilmez açıklamalara dönüşüyor.