Sükûnet kimin için?
Tribünlerde bir araya insanların birbirine neleri hatırlatabileceğini sanki fazla azımsıyoruz.
Her şey politiktir diyorlar. Politika sevmiyorum diyen insanların da –niyet okuyarak– esasen kendilerini yanlış ifade ettiklerini düşünürüm. Sevmedikleri, meclis koltuklarında birbirlerine parmak sallayan takım elbiseli adamlar ya da kapılarının önünden avaz avaz bir müzikle geçen seçim otobüsüdür belki. Nefes aldığımız her an elbette politiktir. Hangi mahallede büyüdüğümüz, soframızda neyin eksik olduğu, kimin sözünün daha çok dinlendiği, hangi konularda susmamızın tembihlendiği, hakkımız olduğunu sonradan öğrendiğimiz şeyler, sahip olamayacağımızı düşünerek hiç istemediklerimiz…
Hayatımızın hemen hemen tüm koşullarını siyaset belirler. Böyle düşününce, sessizlik de esasen olduğundan çok daha fazlasıdır. Yanlış anlaşılmaya açık olsa da, bir şey söylemiyor değildir. Sessizlik ve Fransa şu sıralar yan yana anılmaları güç iki kelime gibi görünse de, sözü Fransa Futbol Federasyonu’nun zamansız çağrısına getirmek niyetindeyim.