İlişkiyi bitirmek

İlişkileri tüketerek bitiririz: arzuyu, arzusuz görevleri, atılması zorunlu adımları tüketerek.

Paylaş
İlişkiyi bitirmek

Bir makale, bir öykü, bir romanı bitirmek ne demektir? Şayet özne okursa, ilk satırından son satırına dek okuduğunda bitirdiğini söyleyebiliriz herhalde. Okudukları üzerine düşünmeye devam edecek, belki yazarla sohbeti zihninde sürecek olsa bile ilgili metinle somut teması kesildiğinde, kitap bir kenara kaldırıldığında, sürecin ilk parçası tamamlanmış olur. Bu tamamlanmayı bitirmek sayarız. Yazar açısındansa durum daha karmaşıktır. Günü gelince son noktayı koyması, son değişiklikleri yapması ve nihayetinde yayımlamak üzere vedalaşması gerekir. Yazar, yazıyı elinden çıkararak bitirir veya, en azından, bitirdiğini ilan eder. Oysa sanatçılardan pek çok defa dinlediğimiz üzere onların gözünde eser hiçbir zaman tam manasıyla bitmez. Dünyayla paylaştıklarında dahi tamamlandığını hissetmezler, bir şeyler hep eksiktir. O halde denebilir ki bazı şeyler bitmeden bitirilir. 

Bitirmek, tamamlamak kadar tüketmeye de işarettir. Tabağımdaki yemeğin bittiğini, tükenmesinden anlarım. Haftalık işlerimi listedeki her bir maddenin üstünü çizerek, çizilecekleri tüketerek bitiririm. Ancak tüketmek için tamamlamam gereken adımlar vardır: Lokmayı çatala takmam, ağzıma götürmem, çiğnemem, yutmam ve bunu artık tabakta bir şey kalmayıncaya kadar tekrarlamam gerekir. Bitirmek, bu haliyle, gereken tüm adımları gerektiği kadar attığımızın göstergesidir; üstümüze düşeni yaptığımızın, çabaladığımızın, asgari koşulları yerine getirdiğimizin, her maddenin üstünü çizdiğimizin… Sırtlandığımız sorumluluğun, koyduğumuz hedefin veya bize verilen görevin mahiyeti doğrultusunda bitiş çizgisine emek emek, adım adım yaklaşırız. Her gayret, bitirme gayretidir. 

İlişkileri de böyle bitiririz: tüketerek. Başlangıçtaki kıpırtının, merakın, hayranlığın kademe kademe soluşu zamanın kaçınılmaz bir getirisi sayılsa da zamanın aslında tek getirdiği görevler, geçilecek etaplardır. Beğendiğimiz kişiyle önce tanışmamız, sonra flörtleşmemiz, sevgili olmamız, ilk defa öpüşmemiz, ilk defa sevişmemiz, ilk kavgamızı etmemiz, ilk yıldönümümüzü kutlamamız, ilk tatilimize çıkmamız gerekir. Kat edilen her etapta ilişki tükenmeye adım adım yaklaşırken ömrünü uzatmak için yeni bir sayfa açarız: ilişki resmiyete biner, aileler tanışır, belki aynı eve taşınılır, sözlenilir, nişanlanılır, evlenilir. Her yeni sıfat, yeni görevleri beraberinde getirir. İş listesi tam tamamlanacakken ucuna yeni sayfalar eklenir. Gidilebilecek tüm yollar tükendiğinde ise o en son, belirleyici, ucu açık görev listesi gelir önümüze: çocuk. Böylelikle ilişki, filancanın ebeveyni olma vesilesiyle, ebediyete çapa atar. Kan bağına yakınsayan geri dönüşsüz bir bağ kurulmuştur. Çocuğun ilişkiyi garanti altına aldığı, bitemezliğini tescillediği varsayılır. Oysa bu varsayım, sevgililik ilişkisinin belki de çoktan tükenmişliğini veya tükenmesine ramak kalmışlığını görmezden gelmeye yarayan, gizleyen bir yanılsamadan ibarettir.