Ama atıldı yine de serüvenlere
Ahmet Telli, yenilmiş ama teslim olmamış insanların şairiydi.
Ahmet Telli’nin şiirinde insan çoğu kez yürüyüşün en coşkulu anında görünmez. Kalabalık dağılmış, meydanın sesi çekilmiş, arkadaşların bir kısmı gitmiş, bir kısmı susmuş, geride kalanlar ne yapacaklarını düşünmeye başlamıştır. Şair tam orada belirir. Elinde yeni bir zafer haberi yoktur. Kaybedilenleri geri getiremez. Yine de yenilgiden sağ çıkanların yanına oturur, onlarla aynı yöne bakar.
Onu geniş bir okur kitlesi için vazgeçilmez kılan taraflarından biri buydu. Ahmet Telli, kazananların kendinden emin diline hiç ihtiyaç duymadı. Şiirini, her şey yolundaymış gibi konuşan bir sesin üzerine kurmadı. İnsanların yorulduğunu, korktuğunu, dağıldığını gördü. Devrimci mücadeleyi insanın zayıflıklarından arındırılmış kahramanlık hikayesine çevirmedi. Çünkü yenilgi yalnızca bir hareketin geri çekilmesiyle yaşanmıyordu. Evlerin içine giriyor, arkadaşlıkları değiştiriyor, aşklara karışıyor, insanın yıllar sonra kendi gençliğine nasıl bakacağını belirliyordu.