Apatiye kapılma hakkımız var mı?

Paylaş
Apatiye kapılma hakkımız var mı?

Pandeminin bir türlü bitmeyen o upuzun ayları sonunda insanları bezme noktasına getirdi: Bulaşmaların, ölümlerin sayısının artmasına rağmen, sanki o rakamların ardında insanlar yokmuş gibi omuz silken çok insan oldu. Medyadan COVID- 19’dan kimler öldü, nasıl bir hayatları vardı, neden aşı olmamışlardı, aşı oldularsa o zaman nasıl ölmüşlerdi, ölüm nedenleri tam olarak neydi gibi sorulara yanıt sunabilecek hiçbir bilgilendirmenin gelmediğini görmek insanlardaki apatiyi artırmaktan başka işe yaramıyordu. Stalin’in zamanında şöyle dediği rivayet edilir: Bir insanın ölümü trajedi, milyonlarcasınınkiyse istatistiktir. Pandeminin zirve yaptığı dönemde medyada gün gün açıklanan sayılara pek çok kişi benzer bir tepki verdi.

Fransız tarihçi Jean Delumeau veba ve kolera salgını vakalarına bakarak insanların pandemiyle ilişkisini gayet iyi çözümler; toplumun genellikle önce inkâr dönemi yaşadığını, sonra önlem alma aşamasına geçtiğini, ardından bir suçlu aradığını, sonunda da durumu görmezden gelmeye başladığını belirtir. Bu son aşama ister inkâr ister apati, isterse de ölçüsüz eğlence şeklinde ortaya çıkabiliyordur.

Ama apatinin artması sırf pandemiyle bağlantılı değil. Çoktan beri dünyanın farklı yerlerinde siyasete karşı apati dikkat çekiyordu; sandığa gidenlerin sayısı gitgide azalıyordu, insanların toplumda daha aktif bir rol almaya hiç niyeti yoktu.