Artık her yer İskenderiye mi?
Dünya çoktandır her karışıyla satılabilir, vazgeçilebilir bir gezegen. Bu gidişatı değiştirmek için geç kalmaya devam ediyoruz.
Önceki hafta birçok haber mecrasına gerçekliği sorgulanacak, insanların birbirine “bu gerçek olabilir mi?” diye sorduğu bir haber düştü: Yapay zeka şirketleri sahaflardan topladıkları kitapları taratıp sistemlerine dahil ediyor; asıl vurucu kısmı şimdi geliyor, kitapları da sonsuza dek imha ediyorlardı. Bu türden haberler aslında 2026'nın başında kamuoyunda tartışılmaya başlamıştı. Ancak kamuoyunda daha fazla yankı bulan bu son olay yapay zeka şirketi Anthropic’in 2024’ten itibaren gizlice yürüttüğü, "Project Panama" diye adlandırılan bir imha süreciydi.
Anthropic’in bu imha sürecine karşı telif hakkı sahibi yazarlar tarafından topluca açılan "Bartz v. Anthropic "davası ise tam bir sene önce sonuçlanmış ve 1,5 milyar dolara uzlaşma sağlanmıştı (sanki yine kaybettik). ABD’de telif haklarıyla ilgili yapılan en yüksek fiyatlı uzlaşmanın bu olduğu söyleniyor. Tüm bu haberleri, davaları yakın gelecekte elbette daha fazla konuşacağız fakat insanlık için daha büyük bir yıkımın ilk günlerinde olabiliriz: fiziksel olanın yok oluşu, belki de bildiğimiz anlamıyla insanın sonu.
Bugünkü haliye kitapların kil tabletlerden, parşömenlerden kağıtlara geçerken yaşadığı değişimlerin anlamı elbette büyüktü, gezegenimizin tarihinin bütün akışını değiştirdi. Fakat bugün içinde yaşadığımız dijital devrimin (veya karşı devrim mi demeliyiz?) oldukça sert, bir o kadar da sarsıcı bir sonucu var: Kitaplar artık gerçekten var mı? Kanıtları gözlerimizle görebiliyor muyuz?