Asıl senaryoyu kim yazıyor?
Bir çocuğun okula silahla girebildiği bir ülkede biz hâlâ hikayelerin etkisini tartışıyoruz.
Çocuklar öldüğünde bu ülkede artık yalnızca yas tutulmuyor. Aynı anda bir hikaye inşa ediliyor. Maraş’ta, Urfa’daki okul saldırılarının üzerinden çok zaman geçmedi. Hayatını kaybedenlerin daha toprağı soğumadan, daha kelimeler yerini bulamadan, alıştığımız refleks devreye giriyor: Bir suçlu bulacağız. Ama gerçek suçluyu değil, kolayca bulunanı.
Bu kez adres yine tanıdık: televizyon dizileri. Birileri çıkıp “bu şiddeti diziler öğretiyor” diyor. Birileri ekrana işaret ediyor. Birileri, yıllardır kurdukları düzenin sonuçlarını kurmacaya yıkmanın rahatlığıyla konuşuyor. Oysa mesele tam da burada başlıyor: Gerçeği gizlemek için yazılan bu çalakalem senaryoda. Çünkü bu ülkede şiddet, izlenen bir şey olmaktan çoktan çıktı. Her gün yaşanan bir şeye dönüştü.