Ayılar kente inmiyor, kent dağa çıkıyor

Belki de artık ayıya, domuza ya da tilkiye “Burada ne işin var?” diye sormayı bırakmalıyız.

Paylaş
Ayılar kente inmiyor, kent dağa çıkıyor

Hızla akan bir otoyolda ilerlerken yol kenarında yatan tilki, çakal, kirpi ya da yaban domuzu artık pek az kişiyi şaşırtıyor. Hayvanın bedeni birkaç saniye sonra dikiz aynasında kayboluyor. Araç yoluna devam ederken ölüm de gündelik manzaranın sıradan bir parçasına dönüşüyor. Oysa yolun geçtiği yerde daha önce bir orman, sulak alan ya da canlıların kuşaklar boyunca kullandığı bir geçiş güzergâhı vardı. Sonradan gelen asfalt oldu. Buna rağmen olay “hayvanın yola çıkması” diye anlatılıyor. Böylece otoyol doğal ve kalıcı, hayvan ise “yanlış yerde bulunan” bir yabancı sayılıyor.

Ayıların, yaban domuzlarının ve tilkilerin yerleşimlere yaklaşması da aynı tersine çevrilmiş dille haberleştiriliyor. Hayvanlar “kente iniyor”, “mahalleyi basıyor” ya da “paniğe yol açıyor.” Haber, ayının hangi dağdan indiğini soruyor ama kentin hangi dağa çıktığıyla ilgilenmiyor. Ormanı bölen yollar, kuruyan su kaynakları ve kırsal toprağı parçalayan yapılaşma kadrajın dışında kalıyor.

Son dönemde yerleşimlere yakın noktalarda kayda alınan ayı görüntüleri, kır ile kent arasındaki geçiş kuşağının özellikle İzmir’in kıyı ilçelerinde giderek belirsizleştiğini gösteriyor. Görüntülerin aynı hayvana ait olup olmadığı ya da bölgede kaç ayının yaşadığı bilinmediği için birkaç kayıttan ayı nüfusunun arttığı sonucu çıkarılamaz. Buna karşılık büyük bir yaban hayvanının konut alanlarına yaklaşması, hatta ölüme sebep olması ekolojik yarılmanın görünür bir işareti olarak okunabilir.

Bağları, zeytinlikleri, orman köyleri ve tarım alanlarıyla var olan Urla, Seferihisar ve Çeşme hattı bugün yazlık siteler, turizm tesisleri, taş ocakları ve ulaşım hatlarıyla giderek bölünüyor. Tarımsal üretim gerilerken toprağın yatırım değeri yükseliyor, kırın içinde giderek yayılan spekülatif bir yapılaşma kuşağı oluşuyor. Tarlalar, zeytinlikler ve orman parçaları haritada daralan lekeler şeklinde varlığını korusa da aralarındaki ekolojik bütünlük çözülüyor. Kentin nerede sona erdiği, kırın nerede başladığı belirsizleşirken insan yerleşimleriyle yaban hayatı arasındaki mesafe de daralıyor.

Bu nedenle soruyu tersinden kurmak gerekiyor. Ayılar mı kentlere iniyor, yoksa kent mi dağa çıkıyor?