Bir devrimcinin armonikası: Fuat Saka

Fuat Saka'nın müziğinin en önemli özelliği, onun dünyaya bakışının da bir yansıması olarak çoksesli ve enternasyonal olmasıdır.

Paylaş
Bir devrimcinin armonikası: Fuat Saka

Binlerce binlerce çocuk koşarak dokumuş benim kumaşımı hançeremdeki bu şehrin o geçimsiz mushafı vardım dayandığım parmaklığına o büyük hesapların Hazırım ey kalaycı çırakları ve güğümcüler ey rakı sürülmüş yaralarım gövdeleşin kırçıl acılarım benim gök de bir mendil takınsın boynuna benim kağşayan umutlarım gövdeleşin çünkü ben oraya gidiyorum: boğulmaya.

—Bir Devrimcinin Armonikası, İsmet Özel

Babamın memleket özlemini gidermek için dinlediği kasetler sayesinde çocukken sesine aşina olduğum, dinlenme tesisinin birinde babamın kucağındayken yanında kameraya poz vererek gerçek anlamda ilk kez tanıştığım, yaz tatillerimi onun da çocukluğunda koşturduğu Trabzon’un en eski mahallerinden olan Sotka sokaklarında geçirdiğim, büyüdüğümde ise kimlik, aidiyet ve politik müziğe dair kavrayışımı temelinden etkileyen isim: Fuat Saka.

Anne tarafının Kars’tan Akçaabat’a, baba tarafınınsa Batum’dan Trabzon'a göçmüş olduğu Gürcü asıllı bir ailenin çocuğu olan Fuat Saka, İstanbul doğumlu olmasına rağmen çocukluğunu Trabzon’un Sotka mahallesinde geçirdi. Yıllar sonra hayatını ve müzik dünyasını önemli ölçüde etkileyecek olan “göçmenlik” kavramının, o henüz doğmadan önce kaderine düşen trajik bir miras olduğunu söyleyebiliriz.

“Trabzon, Ziganalar’la Karadeniz arasına sıkışmış bir kentimiz. Gerisi sarp kayalık, geçit vermez, toprağı kıt Ziganalar; önü ise huyunu suyunu hep bildiğimiz, oynak, günü gününe uymaz, sert Karadeniz. Trabzonlu, bu çatık kaşlı, şakasız ana ile babanın elinde büyüyor.” (Necati Cumalı, "Tribündeki Edebiyatçı", Milliyet, 22 Mayıs 1981)

Necati Cumalı’nın tasvir ettiği geleneksel Trabzonlu aile yapısının aksine Fuat Saka’nın müzikle tanışması, Trabzon’da bir dükkana yurtdışından getirilen iki akordiyondan birinin tambur ustası olan babası tarafından satın alınıp yatağının ucuna bırakılmasıyla gerçekleşiyor. Saka, babasının müzisyenliğinin yanında bir kalecilik, yine çeşitli enstrümanlar çalabilen abilerinin ise futbolculuk geçmişi olduğunu anlatır. Trabzonspor’un 70 ve 80’li yıllarda şampiyonluklarını getiren efsane kadrosundan isimlerle mahalle arkadaşı olan Saka, çocukluğunu onlarla futbol oynayarak geçirse de ailedeki spor geleneğini sürdürmeyip müziğe olan yeteneğinin peşinden gitmeyi tercih ediyor. Arkadaşlarıyla kurduğu küçük gruplarda, düğünlerde ve balolarda bir yandan akordiyon, davul çalarak bir yandan da şarkı söyleyerek büyüyor. Bu yıllarını ve hayatını kendi ağzından, dostlarından, eşinden duymak isteyenler için Mert Güncüer imzalı Bir Sürgünün Not Defteri: Misina belgeselini önerelim. Her zaman aklımda olan bu yazıyı kaleme almaya beni teşvik eden bu belgeselin yapımında emeği geçenlere de böylelikle teşekkür etmeyi ihmal etmemiş olayım.