“Canavarlar zamanı”

“Eski dünya ölüyor, yenisi bir türlü doğamıyor; şimdi canavarlar zamanı.”

Paylaş
"Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur", Francisco Goya, 1799.
"Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur", Francisco Goya, 1799.

“Eski dünya ölüyor, yenisi bir türlü doğamıyor; şimdi canavarlar zamanı.” İtalyan Komünist Partisi eski lideri Antonio Gramsci’ye atfedilen bu söz, eski jeopolitik kesinliklerin çözüldüğü bir dönemde, büsbütün anlamsız görünen ahvalimizi anlamlandırabilmek için sıkça başvurulan bir alıntı haline geldi.

Yalnızca geçtiğimiz iki ayda, sağcı Belçika başbakanı, solcu bir İngiliz siyasi lider ve İrlanda’da bir merkez bankası çalışanı —daha çok çarpıtılmış haliyle— bu söze atıfta bulundu. Yazar Rutger Bregman’ın BBC Reith Konferansı’nda yaptığı konuşmanın başlığında da bu ifade vardı.

Instagram’da influencerlar takipçilerini “canavarların galip gelmesine izin veremeyiz” diye uyarıyor, LinkedIn’de ise iş danışmanları “Gramsci aralığını” ve bunun kurumsal stratejiyle ilgisini görselleştiren grafikler paylaşıyor. Asıl mesele şu ki, Gramsci böyle bir sözü ne söyledi ne de yazdı. Daha doğrusu, bu sözün viral olmasını sağlayan o çarpıcı ifadeyle yapmadı.

“Canavarlar zamanı” ifadesi, ister Beyaz Saray, ister Epstein dosyaları, isterse de muharebe meydanları hakkında olsun 2026’da aldığımız haberler karşısında birçok insanın hissettiği ikrah ve inançsızlık duygusunu etkili biçimde özetliyor. Bu ifade, güncel popüler kültür kadar Goya’nın "Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur" başlıklı meşhur gravürünü de çağrıştırıyor.