Çocuk yapmak ya da yapmamak, işte bütün mesele bu
Etraflıca düşünmeye vakit bulamadığımız bir soru: Çocuk sahibi olmak istiyor muyum?
Öğrenciyken, Chaim Potok’un The Chosen kitabında, her insanın kendisi için yapması gereken iki şey olduğunu söyleyen, Talmud’dan alıntıladığı şu sözleri okumuştum: Bir öğretmen edin. Bir arkadaş seç. Bu sözler aklımdan hiç çıkmadı çünkü doğru olduklarını hissediyordum. Şunun da doğru olduğuna inanıyorum: Hayatta her insanın kendi kendine cevaplaması gereken iki soru vardır: bunlardan biri din, diğeriyse doğurma meselesidir. Sözlük anlamıyla “doğurmak” üreme süreciyle (bir yavruyu) dünyaya getirmek; üremek, çocuk yapmaktır.
Bu ikinci soru hakkında birkaç şey söylemek istiyorum çünkü bu sorunun yanlış anlaşılmaya, yanlış anlatılmaya ve hepsinden önemlisi hafife alınmaya müsait olduğunu düşünüyorum. Doğurmaktan kastım sadece bireysel bir istek olup olmaması değil: “Çocuk sahibi olmak istiyor muyum, istiyor muyuz?” Üreme hakkındaki konuşma ve tartışmaların büyük çoğunluğu bu soruyla başlayıp bitiyor gibi görünüyor. Oysa üreme meselesinin esas sorusu bu değildir, olsa olsa onun bir parçasıdır.
Doğurmak derken, daha büyük ve daha derin bir önemi olan, zengin ve karmaşık bir ahlaki zeminden doğup etrafına yayılan, başka sorulardan oluşan bir meseleyi kastediyorum. Doğurma sorusunu sormak, “Dünyaya yeni bir canlı getirmek ne anlama gelir?”, “Bir yaratma eylemi gerçekleştirmeye karar vermek ne anlama gelir?”, “Kendisine danışılamayacak bir kişi için hayatın yaşamaya değer olduğuna karar vermek ne anlama gelir?” diye sormaktır. Bu aynı zamanda kişinin kendi sorumluluğunu ve bağlılıklarını ahlaki ve felsefi açıdan olduğu kadar kişisel olarak da sorgulamasıdır. Doğurmakla ilgili soru sormak, ne kadar öyle olmasını istesek de, meselenin asla salt bireysel istek olamayacağını bilmek, bunu kendine itiraf etmektir.