Çölün ortasında sessiz ve huzursuz bir bekleyiş

Paylaş
Çölün ortasında sessiz ve huzursuz bir bekleyiş
THE BELOVED (Rodrigo Sorogoyen, 2026).

Rodrigo Sorogoyen’in En Sevdiğim (The Beloved, 2026) filmi basit görünen bir fikirle açılıyor: Yıllardır birbirinden uzak yaşayan bir baba ile kızı, bir film sayesinde yeniden yan yana geliyor. Baba, dünya çapında tanınmış bir yönetmen. Kızı ise kariyerinin başındaki bir oyuncu. Esteban, çekeceği yeni filmde Emilia’ya başrolü veriyor. Bu teklifin mesleki tarafıyla kişisel tarafını birbirinden ayırmak daha ilk andan imkansız hale geliyor. Bir oyuncu role çağrılıyor, aynı anda genç bir kadın yıllardır hayatında olmayan babasının kurduğu dünyaya davet ediliyor.

Sorogoyen tam da bu karışıklığın içinde dolaşıyor. En Sevdiğim, aile ilişkileri üzerine bir film olduğu kadar, yönetmenlik üzerine de bir film. Hatta bu iki alanı sürekli birbirine çarpıştırıyor. Esteban set yönetmeyi biliyor. İnsanlara ne yapmaları gerektiğini söylemekte, bir görüntünün nasıl kurulacağını görmekte, bulunduğu ortamın ritmini belirlemekte fazlasıyla mahir biri. Sorun, bu alışkanlığın setin sınırlarında kalmamasıyla başlıyor. Yönetmenlik onun mesleği olmaktan çıkıp dünyayla kurduğu ilişkinin biçimine dönüşmüş. Bir sahneyi nasıl kontrol ediyorsa konuşmayı da öyle kontrol etmek, bir oyuncunun hareketini nasıl yönlendiriyorsa karşısındaki insanın duygusunu da öyle yönlendirmek istiyor.

Filmin açılışındaki uzun restoran sahnesi bu yüzden çok etkileyici. Sorogoyen, büyük bir çatışma yaratmak için yüksek seslere ya da dramatik hamlelere ihtiyaç duymuyor. İki insan konuşuyor. Birbirlerine bakıyorlar, sonra bakışlarını kaçırıyorlar. Cümlelerin arasına giren küçük boşluklar, kelimelerin seçiminden daha önemli hale geliyor. Javier Bardem ile Victoria Luengo burada geçmişi açıklamaktan ziyade geçmişin ağırlığını taşıyor. Seyirci, baba ile kız arasında neler yaşandığını ayrıntılarıyla bilmeden de aradaki mesafenin yıllar içinde büyüdüğünü hissedebiliyor.