Deniz Göktaş neden suçlu?

Kahkaha iktidarla alay ettiği için değil, çoğumuzun içine yerleşmiş teslimiyet dilini reddettiği için tehlikeli.

Paylaş
Deniz Göktaş neden suçlu?

Günlerdir hem zihnimizi hem de ekranlarımızı meşgul eden şey yalnızca bir stand-up gösterisi değildi. Deniz Göktaş'ın sahnede kurduğu dil, uzun zamandır birbirini tekrar eden politik tartışmaların arasında beklenmedik bir gedik açtı. Deniz Göktaş, mizahın gerektirdiği zekanın ötesinde entelektüel birikimi, sokağa dair deneyimi ve güncel politikayı okuma becerisiyle düşündüğümüz şeyleri tekrar etmekten fazlasını yaptı. Yaptığı işi kendi meşrebince siyasi eyleme dönüştürdü.

Aynı gösteriden herkes farklı bir kesit paylaştı. Kimi kendi görüşünü destekleyen bir cümleyi seçti, kimi daha önce dikkat etmediği bir noktayı fark etti, kimi de dokunulmaz sandığı bazı kutsalların esasen ne kadar kırılgan olduğunu gördü. Belki de gösterinin en dikkat çekici yanı buydu. Aynı metin, birbirinden tamamen farklı insanların kendi hakikatini yeniden kurduğu müşterek bir zemine dönüştü.

Bu topraklar mizahı yeni keşfetmedi. Kabarelerden karikatür dergilerine uzanan güçlü bir politik mizah geleneğimiz var. Gezi döneminde bu geleneğe bir şey daha eklenmişti. İşlevi tartışmalı olsa da mizah bir süreliğine ilk kez ortak dilimiz olmuştu. Sloganlar, duvar yazıları ve anlık espriler yalnızca güldürmüyor insanların aynı deneyimi paylaştığını hissettiriyordu. Mizah, o günlerde eleştiri aracı olduğu kadar dayanışmanın da diliydi.