Deniz Göktaş yoldaşım değildir
Deniz Göktaş bu gösteriyi ne kahraman olmak için yazdı ne de bu amaçla yayınladı.
Kamusal eylem sonucu tutuklanmış birisi hakkında, onu bir düzeyde tanıyan insanların yazdığı “şöyle iyi biridir, böyle güzel insandır” tarzı yazılardan oldum olası hazzetmedim. Bu yüzden bu yazıyı yazıp yazmamak arasında hayli kararsız kaldım. Ama hakkında yazılıp çizilenleri okudukça gösterisine ve eylemine yüklenen anlamları gördükçe Deniz Göktaş'ı kendi bildiğim yerden anlatma ihtiyacına karşı duramadım. Bu yazı işte öyle ikircikli bir halin içinden çıktı. Belki Deniz de okuduğunda “ne gerek vardı abi” diyecektir ya da bazı söyleyeceklerime katılmayacaktır, onunla ilgili kanılarımı doğru bulmayacaktır ama olsun. Ben gene de onu tanıdığım yerden biraz anlatmak istiyorum.
Gösterisini izleyen herkesin de kolaylıkla anlayacağı üzere Deniz içinde yaşadığı şartların ve yaptığı işin sonucu olarak baskıyla karşı karşıya kalma ihtimalinin farkında olan biri. Eleştirdiği durumun teyidini de eylemiyle gerçekleştirmiş oldu. Diğer yandan bütün bu olanlar bir seneden uzun süredir Deniz’le üzerine çalıştığımız (daha doğrusu bir türlü istediğimiz kadar çalışamadığımız), geçici başlığı “Tutuklanmayan Adam” olan film projesiyle de örtüşüyor. Tahmin edersiniz ki bu isme sahip bir hikaye bugün yaşananlara da bir şekilde denk geliyor. Devletimiz senaryo metodolojisi konusunda bize yardımcı olmaya karar verdi herhalde. Tabii ki ne Deniz’in gösterisi, ne üzerine çalıştığımız film projesi rastlantısal. İçinde yaşadığımız katı gerçekliğin ve onunla ortak imtihanımızın uzantıları bunlar. Ama burada Deniz’le beni bağlayan şeyin benzerliklerimiz değil, tam da birbirimizden ayrıldığımız yerler olduğundan bahsetmek istiyorum.