Eksik avangard: Orhan Veli

Orhan Veli’nin kendi modernlik koşullarına estetik cevabı tutarlı olsa da, kurduğu poetika şiddetlenip avangarda evrilirken tökezledi.

Paylaş
Eksik avangard: Orhan Veli

Bugüne dek bunca konuşulan, tartışılan Garip şiirinin avangard niteliğinden söz etmek mümkün mü? Avangard kuramının ağababalarına (Renato Poggioli ve Peter Bürger) başvuracak olursak, “radikal” sayılabilecek bir reddiyeyi içermesi, programını bir manifestoyla açıklaması, bir topluluğun ürünü olarak sunulması, hareketin üyelerinin bir derginin etrafında toplanarak kendi dağıtım ve tanıtım imkânlarını yaratması gibi harici özellikleriyle mümkün görünüyor. Lakin Orhan Veli ve şürekası avangard çıkışını bağlı bulunduğu tarihsel koşullar gereği hakiki bir siyasal bir talebe çevirmeyi başaramadı.

Tarihselleştirmeden anlamak kolay değil, biraz hatırlayalım. Avangard sanat hareketleri, Avrupa’da toplumsal hayatın baştan aşağı köklü dönüşümlere uğradığı bir dönemin ertesinde, geçmişe duyulan öfkenin güdümünde, yeni hayat pratiklerini sanat aracılığıyla tedavüle sokmak gibi büyük bir siyasi taleple ortaya çıktı. Sanayi Devrimi’yle gelişen kapitalizmin kırsal nüfusu kente taşımasının ve iktidarı toprak sahibinden alıp sanayiciye devretmesinin yanı sıra toplumsal sınıfların ve kamusal alanın oluşumu, iletişim ve ulaşım alanlarındaki baş döndürücü gelişmeler üretim ilişkilerini ve gündelik hayat pratiklerini bütünüyle değiştirmişti. 20. yüzyılın hemen başındaki büyük sosyoekonomik çalkantılar, geniş emperyalist yayılımlar ve ilk kitle savaşının vahşetiyle bütün toplumsal ilişkiler iyice allak bullak olmuştu. Bu tarihsel dönemeçte sanat da burjuva toplumunun egemenliğinde özerk bir statüye erişti, kendini yalıtarak kurumsallaştı. Modernist estetiğin içinden doğan avangard ise yalnız sanatın değil, hayatın kurallarının da yeniden yazılması gerektiği iddiasıyla var oldu ve sanatın alabileceği biçimlere ilişkin çarpıcı örnekler vermeye koyuldu. Fütürizm, Dadaizm veya Sürrealizm gibi avangardın en radikal temsilleri bu tarihsel koşulların ürünüydü.

Farklı tarihsel dinamiklerden beslenen Türkiye’de ise nitelik bakımından Avrupa avangard hareketlerini hatırlatan ilk “bütüncül” kalkışma, Orhan Veli’nin öncülüğünü üstlendiği Garip hareketiyle gerçekleşti. Garip, modernleşme taraftarı seçkinlerce inşa edilen Cumhuriyet ideolojisinin gündelik yaşamdan dil, eğitim ve tarihe, üretim ilişkilerinden kültür ve sanata kadar tüm alanlarda eski olanı tasfiye ettiği, milli bir edebiyat paradigmasının devlet eliyle oluşturulduğu dönemde var oldu.