Kimse bize bakmazken ne yapıyoruz?
İnsanların hayatındaki önemli anları, onların sosyal medya profiline bakarak bilemeyeceğiz.
Her gün kim olup olmadığımızı ifade etmenin türlü yollarını ararken, çeşitli uygulamalar aracılığıyla anlatı fişleri biriktiriyoruz. Neyi ne kadar dinledik, hangisini izledik, nereleri gezdik, ne kadar koştuk veya kaç kitap okuduk... Her ayın sonunda arkadaş buluşmalarından aile yemeklerine, yaz tatillerinden hafta sonu kaçamaklarına uzanan türlü fotoğraf dizileri. Gelip geçen aylardan, kendimizden ve evrenden beklentilerimiz üst üste binerken, “daha iyi bir versiyonumuza” ulaşma fikri neredeyse hiç düşünmeden tekrar edilen bir temenniye dönüştü.
Bu temenninin bu kadar kolay tekrarlanabilir olmasının nedeni belki de daha iyinin artık ne olduğuna dair ortak bir hayalimizin kalmamış olmasıdır. Daha doğrusu, ortak bir hayalimiz veya amacımız varmış gibi yapmamız. Daha çok seyahat etmek, daha iyi bir vücuda kavuşmak, daha sağlıklı bir ilişki yaşamak, zaruri bir işin yerini almış o sevdiğin işi yapmak... Hepimiz birbirimizin hayallerinin peşinden hepsi bize aitmiş gibi koşarken, mutlu hissetmenin yerini ölçülebilen ve her koşulda kendine tanık bulunabilen eylemler aldı.