Daha fazla kitap okumak için sosyal medyayı bırakır mıydınız?

İnternet hepimizi optimize edilmiş deneyimler beklemeye alıştırıyor.

Paylaş
Daha fazla kitap okumak için sosyal medyayı bırakır mıydınız?

Günümüzde çoğumuzun aklından aynı şeyler geçiyor: şu kahrolası telefonlarımıza bu kadar düşkün olmasaydık, muhakkak asıl benliğimizin kilidi açılıverirdi: daha fazla yürüyüşe çıkardık, çocuklarımızla daha fazla sohbet ederdik, başkalarının başarıları karşısında içimizi kemiren kıskançlık duygusundan kurtulabilirdik. Böyle söyleyince kulağa hoş geliyor, telefonumu paramparça edip AppleCare’i bir daha hiç aramasaydım hayatım nasıl olurdu diye düşünmeden edemiyorum. İyi bir sporcu mu, yoksa çocuklarıyla bin parçalık yapbozları tamamlayan babalardan biri mi olurdum? Zamanın ruhunu yakalayan harika filmler çekebilir miydim? Hiç olmazsa büyük romanları artık okuyabilir miydim?

Akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığına dair huzursuzluğumuz yıllardır artıyor, üstelik durulacak gibi değil. Bu korkuyu ben de yaşadım; bu yüzden, geçen temmuz ayında kitabımın teslim tarihi yaklaşırken sosyal medyadan kurtuldum. Önce en büyük sorunum olarak gördüğüm X’i bıraktım, ağustosun sonuna doğru Instagram ve TikTok’tan ayrıldım, yabancılarla tartışmama imkan veren hemen her uygulamayı artık telefonumdan silmiştim. Bundan önce günde yaklaşık on saati ya telefonuma bakarak ya da bilgisayarımın başında geçiriyordum. Bu sürenin azalmasına ihtiyacım yoktu ama haftalık ekran süreme baktığımda, zaman öldürdüğüm uygulamalarda geçirdiğim saatleri izleyen o parlak renkli çubukların artık kitabımı yazmak için kullandığım kelime işlemci uygulamasında geçirdiğim vakti ölçmesini istiyordum.

Planım az çok işe yaramıştı. Kitabımın ilk taslağını zamanında bitirdim. Ama sosyal medya detoksunun hayal ettiğim diğer etkileri —en azından fark edilir biçimde— ortaya çıkmadı. Önceleri daha fazla kitap okumaya başlayacağımı ummuştum çünkü hayranlık uyandıran bir metinle karşılaşmak bende yazma arzusu uyandırır; bu, ille de ilham aldığımdan değil, daha ziyade “acele edip yazmaya başlamazsam geride kalacağım” korkusundan kaynaklanır. Ne var ki, sosyal medyadan uzaklaşmanın asıl etkisi şuydu: dünyada neler olup bittiğini artık bilmiyordum. Bu, hiç de fena sayılmazdı ama okumayı umduğum onca kitabı bir türlü elime alamadım.