Kusursuz bir simülasyon: Football Manager
Karşımızda masum bir oyun değil, modern dünyanın rafine edilmiş ideolojik araçlarından biri var.
Saat gece yarısını çoktan geçmiş. Odayı bilgisayarın ekranından yayılan solgun ışık aydınlatıyor. Uzaklardan gelen belirsiz bir ortam müziği, belki de yalnızca bilgisayarın işlemcisininin yorgun sesi duyuluyor. Ekranda yanıp sönen yeşil kutucuklar, durmaksızın güncellenen tablolar, alt alta dizilmiş isimler ve karşılarında 1 ile 20 arasında değişen sayılar…
Birçoğumuz için Football Manager (FM) çocukluk yıllarından kalma zararsız bir nostaljinin, futbol romantizminin dijital sığınağıdır. Sokakta top koşturmuş, tribünde avazı çıktığı kadar bağırmış insanların taktik tahtasının başına geçip kendi hikayesini yazma arzusudur. Ne var ki, ekrandaki piksellerin arkasına biraz daha dikkatli baktığımızda, karşımızda masum bir oyun değil, modern dünyanın rafine edilmiş ideolojik araçlarından biri duruyor. Video oyunları uzun süredir egemen ideolojilerin hem aynası hem de pekiştiricisi olarak görülüyor. Football Manager da bizi sıradan birer oyuncudan ziyade verimlilik, finansal optimizasyon ve performans metrikleri peşinde koşan rasyonel birer ekonomik aktöre (homo economicus) dönüştürerek evimizin ortasında benzersiz bir neoliberal laboratuvar kuruyor.