Mutlu aşkın tarihi henüz yazılmadı

Mutlu aşkın yazılı olmayan tarihi vakit, sabır, emek ve mücadele isteyen bir tutku kültürünün tarihidir.

Paylaş
Coney Island, New York, 1949. Fotoğraf: Ruth Orkin.
Coney Island, New York, 1949. Fotoğraf: Ruth Orkin.

Yeryüzünde sayısız örneği olmasına rağmen mutlu aşkın yazılı bir tarihinin olmadığını uzun zamandır biliyoruz. Mutlu aşkın anlatılmaya değer bir yanı bulunamadı, aşk daima mutsuzluğun bir biçimi olarak ele alındı. Dünya edebiyatının en büyük aşk hikayelerini şöyle bir düşünün, hepsi de öyle veya böyle kavuşamamanın hikayesidir. Mutsuz aşkın epik niteliğini hikayenin trajik özü belirler, âşıklar nihayetinde hüsrana uğrarlar, ayrılığa, bozguna, ölüme veya kaderlerine boyun eğerler.

Tragedyalar istediklerini elde edemeyen insanların hikayeleriyse, o halde arzuyu böylesine trajik, netameli, dehşet verici veya hüsrana meyilli yapanın ne olduğunu düşünmenin faydası olabilir. Psikoterapist Adam Phillips’e kulak verelim: “Yaşam, insanlar öyle her istediklerini elde edemedi diye değil, arzuları kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır.”[i]

Tragedyalar başkalarının bizi değişime maruz bırakmasına izin vermek yerine her şeyi nasıl yok etmeyi yeğlediğimizin, değişmemek adına neleri göze alacağımızın hikayesini anlatır. O halde “büyük” aşk hikayeleri birer hüsran hikayesidir, yeniden Adam Phillips’e dönelim: “Âşık olmak varlığından haberdar olmadığınız bir hüsranın hatırlatılmasıdır; birini istemiş, bir şeyden mahrum kalmışsınızdır ve sonra birden o şey karşınızda belirir. Bu deneyimle yenilenen, yoğun bir hüsran ve yoğun bir tatmindir.”