Onlar ki dünyanın son umudu

Ahmet Telli'nin geride bıraktıkları "şiir nedir?" sorusuna verilmiş en zarif yanıtlardan biridir.

Paylaş
Onlar ki dünyanın son umudu

Bir kayıp deneyiminin ardından kaybı kabullenmek sanıldığı kadar kolay değildir. Kaybettiğiniz kişiyi tanıyan insanlarla buluşmak, birlikte yürüdüğünüz sokaklarda dolaşmak, anıları konuşmak ve ortak mekanları yeniden ziyaret etmek istersiniz. Çünkü kaybedilen kişi artık tek bir bedende değil, birinin bakışında, diğerinin sesinde, bir başkasının hafızasında yaşamaya devam eder. Anılar yürünmüş sokaklardan, bölüşülen ekmeklerden ve yarım kalmış sohbetlerden sorulur.

Yas, bu nedenle hiçbir zaman bütünüyle tamamlanmaz. Zaman içinde yalnızca yeni bir biçim kazanır. Kaybedilen geri dönmez ancak onun temsil ettiği anlam, yaşamın içinde farklı formlarda varlığını sürdürür. Bu yüzden klasik psikolojinin tarif ettiği yas evrelerini herkes aynı biçimde yaşamaz. Her yaşantı nasıl kendine özgüyse, her yasın da kendine ait bir ağırlığı vardır. Kayıp, başkalarının hafızasında dolaşıma girdikçe dönüşür; kaybedilen ise başka yüzlerde, başka seslerde ve başka anlatılarda yaşamaya devam eder. Belki de herkesin biraz birbirinin hikayesi haline gelmesi bundandır.

Kaybedilen kişi ortak bir tarihin parçası olduğunda da insan kolektif hafızayı örgütleyerek yası hem dağıtmak hem de yeniden bir araya getirmek ister. Ahmet Telli'nin ardından sosyal medyada binlerce insanın onun dizeleriyle birbirine seslenmesi böyle bir deneyimdi. Yalnız Ankara'nın sıcak mahallelerinde değil, Ahmet Telli'nin şiirlerinin değdiği her coğrafyada onun dizelerinin yeniden okunması, sessiz ağıtların şiirin diliyle yankılanması tesadüf değildi.