Şiir insanı kurtarmaya yetmediğinde

Bir Şair, seyirciye şiirin dünyayı değiştireceğini söylemiyor. Daha acı bir yerden konuşuyor.

Paylaş
BİR ŞAİR (Simon Mesa Soto, 2025).
BİR ŞAİR (Simon Mesa Soto, 2025).

Şiir ne işe yarar? Bir insanı düştüğü yerden kaldırmaya mı, yoksa düştüğü yeri daha iyi görmesine mi? Hayata güzellik katmaya mı, yoksa hayatın güzelliğe ne kadar az yer bıraktığını göstermeye mi? Simon Mesa Soto’nun Bir Şair (Un Poeta, 2025) filmi, bu sorulara rahatlatıcı cevaplar vermiyor. Zaten gücünü de buradan alıyor. Şiiri kutsal bir sığınak gibi sunmuyor, sanatçıyı dokunulmaz bir varlığa dönüştürmüyor, yoksulluğu, başarısızlığı, düşkünlüğü romantik bir sisin içine yerleştirmiyor. Tam tersine, bütün bunları seyircinin önüne biraz kirli, biraz komik, biraz acıklı ve epey rahatsız edici biçimde koyuyor.

Bir Şair, ilk bakışta başarısız bir şairin hikayesi gibi görülebilir. Bir zamanlar ödül almış, gençliğinde kendisi hakkında büyük beklentiler taşımış, edebiyatla dünyaya tutunabileceğini sanmış bir adamın, Oscar Restrepo’nun bugünkü halini izleriz. Artık ortada parlak bir gelecek yoktur. Şiir, onun için bir çıkış kapısı olmaktan çok geçmişte kalmış bir ihtimalin soluk izi gibidir. Hayatını toparlayamamış, alkolle ilişkisi sorunlu, annesiyle aynı evde yaşayan, kızına karşı sorumluluklarını yerine getiremeyen, buna rağmen kendisinden hâlâ özel bir insan gibi söz edilmesini bekleyen biridir. Bu haliyle kolay sevilecek bir karakter değildir. Hatta film özellikle onu sevilebilir kılmak için fazla çaba harcamaz. Seyircinin ona acımasını istemez, önce ondan rahatsız olmasını ister.

Bu önemli bir tercih. Çünkü sinemada “düşmüş sanatçı” figürü çoğu zaman yumuşatılır. İçki içiyorsa yaralı olduğu için içer, ailesini ihmal ediyorsa dünyaya fazla duyarlı olduğu için ihmal eder, kibirliyse de aslında anlaşılmadığı içindir. Böylece sanatçının zayıflıkları, neredeyse onun büyüklüğünün kanıtına dönüştürülür. Bir Şair, bu kolay yola sapmıyor. Oscar’ın kırgınlığını gösteriyor ama bu kırgınlığı kendiliğinden haklılık olarak saymıyor. Onun dünyaya küskünlüğünü anlıyor, fakat bu küskünlüğün çevresindekilere verdiği zararı da gizlemiyor. Bu yüzden film sanatçıyı aklamayan ama onu çöpe de atmayan zor bir bölgede ilerliyor.