Siyaset nasıl hiperleşti?

Dünya genelinde siyasallaşma eğilimi yükseliyor ama siyasal hayatın kurumsallaştığı eksen çöküyor.

Paylaş
Siyaset nasıl hiperleşti?

İngiliz tarihçi Eric Hobsbawm, 2002 tarihli otobiyografisi Tuhaf Zamanlar’da 1900’lü yılların özlü bir tanımını verir. “Bu yüzyılı, arkadaşım Antonio Polito’nun ‘20. yüzyılın büyük iblisi: politik tutku,’ sözleri ta­nımlar” diye yazar. Elbette bu mesele Hobsbawm için kişiseldir. [Sovyetler’in] 1956’daki Macaristan işgalinin yol açtığı vicdan krizi birçok entelektüeli komünizmden uzaklaştırmasına rağmen Komünist Parti’den ayrılmayı reddeden, iflah olmaz bir Stalinist olmasıyla yakından ilişkilidir. Hobsbawm ise bir kaçamak noktası bulup Büyük Britanya Komünist Partisi’nde kalma nedeninin rasyonel değil duygusal olduğunu iddia eder, asla vazgeçemediği siyasete canıgönülden bağlıdır. Bu “politik tutku” meselesi, 2026 yılında hem fazlasıyla aşina hem de bütünüyle yabancı olduğumuz tekinsiz yankılar uyandırıyor.

Hobsbawm, bu türden politik tutkunun ne anlama geldiğini otobiyografisinin ilerleyen bölümünde içtenlikle anlatır. Bir pasajda, Almanya Komünist Partisi’nin 25 Ocak 1933’te düzenlenen son yasal gösterisini hatırlar. Bu olay, Hobsbawm için unutulmaz bir hatıra olmuş; tarihçi 70 yıl sonra bile o atmosferi hafızasında canlandırabilmiştir:

“Cinsel faaliyet sayılmazsa, bedensel deneyimle yoğun coşkuyu en üst derecede birleştiren yegane faaliyet, katıldığınız bir kitlesel gösteride yaşanan toplumsal esrime ânıdır. Asıl olarak bireysel nitelik taşıyan cinsel ilişkiden farklı olarak di­ğeri özünde kolektiftir. Ve cinsel ilişkinin doruğundan farklı olarak gösterideki bu an her halükarda erkekler için de saat­lerce sürebilir. Öte yandan tıpkı seks gibi o da yürümek, slo­gan atmak, şarkı söylemek gibi birtakım fiziksel hareketler içerir. Kolektif deneyimin özünü oluşturan bireyin kitleye ka­tılımı, bu hareketler sayesinde anlamını bulur… Tüm anımsayabildiğim yogun sessizlik aralıklarıy­la söylediğimiz şarkılar… Tek vücut olmuştuk. Halensee’ye eve döndüğümde adeta transtaydım… Bundan beş gün sonra Hitler şansölyeliğe getirildi.”