Size anne diyebilir miyim?
Rüyalarda çocukluk sanılarının üretilmesinden daha ötelerde ve fazla sayıda “toplumsal yatırım” vardır.
Oedipus Kompleksi bütün psikanaliz kuramının, pratiğinin ve dayandığı kültürün ya da altkültürün vardığı ve kilitlendiği bir Zwangsneurose, bir fikrisabittir. Onu yanlış kurulmuş ve asimilasyoncu bir normalleştirme sürecini sahneye koyan bir aile çevresine mahkum eden de budur. Bir kompleks her zaman bir “zorlayıcılık”, hatta "zorunluluk" içerir. Ama psikanaliz yine de onun “çözümünü” değerli kılacaktır ve aile ortamına yeniden kazandırılacak yetişkin bir bireyi oluşturmayı ya da oluşumuna yardım etmeyi temel görev bilecektir.
Hadımlaştırma
Oedipus'a eşlik eden şu garip "hadımlaştırma kompleksi" ise, diğer taraftan, psikanalizin bedeni tanımadığını dışavurur ve onun içinde bir Truva Atı olarak iş görür. İnsan arzusunu insan-biçimci ve cinsiyetçi değerlerle damgalar. Arzu onun için bir eksikliğe, yoksunluğa yönelme tarzıdır. Amacı ise doyum, yani arzu yokluğudur. Psikanaliz bunu göstermek için, topyekûn Yasa denen şeyin otoritesi altına yerleştirdiği fantazma ve “hayali” kategorilerine başvurur. Yasa ise simgesel olarak tanımlanmıştır: Simgesel (dil) ile “hayali” arasındaki hududu örgütler. Fallus yasası ve Babanın-Adı denen imleyici kategoriler, kendilerini kuşatan geniş bir anlambilimsel şebekenin ağlarına bir taraftan “gerçeği”, öte taraftan, zaten kendi içlerinde bölünmüş “simgesel” ile “imgesel”i düşürmek amacıyla kullanılırlar. Geriye dokunulmadan kalan "bunlarla ne yapılabilir?" sorusu kalacaktır. Dille, cinsellikle, emekle ve genel olarak arzuyla “ne yapacağız?”