Türkiye’de duygularımız havaya mı karışıyor?
Papağan gibi sürekli duygularımızdan bahsediyoruz. Ben de öyle yapıyorum.
Dönüyoruz, dolaşıyoruz, bir şekilde yine kulağımıza çalınıyor: “Biz biraz duygusal milletiz, romantik milletiz.” Kaç duygumuz var bilmiyorum ama bilim de pek yardımcı olmuyor, sürekli farklı iddialarda bulunuyor. Bir renk skalasının içine sıkışmış altı veya sekiz temel duygudan söz eden var, insan deneyiminden hareketle 27 farklı duygu kategorisinden bahseden var.
Tam olarak kaç duygu var emin değilim ama yaşadığımız ülkenin sınırlarında, aynı dili konuştuğumuz insanlarla ortak bir duygusuzluk halinde boğuşuyoruz. Duygularımız nereye kayboldu, onları nereye sakladık, hani biz romantiktik biraz? İnsan güvende hissetmediğinde daha fazla duyguyla baş başa kalır mı, yoksa sıradan hayatların sürekli kesintiye uğraması nedeniyle duyguları .zip dosyasına dönüştürene kadar bastırdıkça bastırır mı?