Ütopyaya içkin melankoli ve Ahmet Telli

Ahmet Telli, henüz yaşarken ardından söyleneceklere tatlı tatlı gülümsüyordu.

Paylaş
Ütopyaya içkin melankoli ve Ahmet Telli
Düşler ve tarih inilecek son istasyon
Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi
Beklemesini bilmiyor acelesi olan ve nedense
Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki
O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok
–Ahmet Telli

Sözü ve imgesi kitleselleşmiş şair, yaşarken, ölümünün ardından yazılacaklarla ilgili olmaya yazgılıdır. Ahmet Telli’nin şiirinin umut ve direnişle ilişkisi üzerine haklı olarak çokça söz söylendi, söylenecektir. Ahmet Telli, henüz yaşarken ardından söyleneceklere tatlı tatlı gülümsüyordu, kuşkusuz. Onur Özgen’in “Ama atıldı yine de serüvenlere” başlıklı yazısı da şairin kayıp ve yenilgiyi konumlandırdığı yere dair berrak vurgular içeriyordu. Öte yandan, şiirinin hüzün, yas ve yenilgiyle dürüstçe bir bağ kurduğundan bahsedilmesinin şairin de arzusu olduğunu tahmin edebiliriz.

Melankoliyle ilgili kültürel repertuarımız, onu ya korkutucu bir “kara safra” olarak kendimizden uzakta tutmaya ya da bu korkunun bir varyantı olarak hafifseyip popüler bir söylem haline getirmeye yatkın. Bu yüzden melankoli yerine hüznü ve yası romantize etmeye daha meyilliyiz. Diğer yandan, psikiyatrik paradigmada melankolinin patolojikleştirilmesi de bir korku alanı oluşturarak onu bir “negatif olumluluk” olarak görme imkanımızı sınırlıyor.

Ankara’da toplumsallıkla meşgul bir öğrencilik hayatı geçiren herkes gibi Ahmet Telli’yi çokça kez yüz yüze dinlemiş, söze yansıyan düşlemine çokça kez tanık olmuş biri olarak ölümünün ardından melankoliye başka türlü bakmamızı ve melankolinin -onun şiirinde ütopyanın yerine geçtiğini düşündüğüm- serüvenle ilişkisine de eğilmemizi isterdi diye düşünüyorum.