“Yalnız değilsiniz”

Belki de iktidarın bütünüyle susturamayacağı yegâne gürültü budur: Yalnız değilsiniz.

Paylaş
“Yalnız değilsiniz”

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, insanların neye güldüğüne baktığınız kadar neye gülemediğine de bakın. Çünkü toplumun sınırlarını bazen yasalar değil, kahkahaları çizer. Kimi zaman alışılmış gazete haberlerinden daha fazla şey anlatır şakalar. Kimi zaman saatler süren bir siyasi konuşmanın yapamadığını, sahnede kurulmuş tek bir cümle yapar.

İnsan yalnızca “komik” olduğu için gülmez şakalara. Kendini tanıdığı, sahnede kendi hayatını gördüğü için güler. Çaresizliğini, öfkesini, utancını ve umudunu aynı anda duyumsar. Belki de bu yüzden otoriter yönetimler mizahla rahat bir ilişki kuramaz. Çünkü mizah otoritenin sevmediği şeyi yapar. Mesafeyi kaldırır. Kürsüyle sokağı aynı hizaya getirir. Dokunulmaz görüneni sıradanlaştırır. Korkulanı konuşulur hale getirir. Bazen tek bir kahkaha korku düzenini çatırdatabilir.

Deniz Göktaş hakkında verilen tutuklama kararı, ister istemez bu soruları yeniden düşünmeye zorluyor hepimizi. Çünkü mesele bir komedyenin başına gelenlerden ibaret değil. Mesele, mizahın kamusal hayatımızdaki yeridir. Bir ülkede insanlar gülerken bile kendilerini tartmaya başlıyorsa, mesele yalnızca mizah değildir. Orada sözün kendisi daralmaya başlamıştır.