Yeni yıl kimin için yeni?
Her yeni yılda aynı hevesleri içimizde barındırmaktan geri duramıyoruz.
Her yıl aralık ayıyla başlayan yeni hayaller, hedefler ve umutlar furyası takriben ocak ayının sonuna doğru sönümlenirken, yine de her yeni yılda aynı hevesleri içimizde barındırmaktan geri duramıyoruz. Piyangodan amorti bile kazanamadığımız haberiyle başlayan her yeni yılda hedef tahtamıza (vision board) koyduğumuz evden, arabadan da fersah fersah uzaktayız.
Hayalimizin epey altında standartlardaki alelade tatil için yıllık izin hakkımızın elverdiği o pek değerli yedi günü kovalıyor, ilişkilerimizde sevdadan önce ekonominin engebeli yollarına takılıyoruz. Öyleyse neden her yılbaşında yine de aynı heyecanı, aynı ümidi hissediyoruz? 23.59 ve 00.00 arasındaki o kısacık dakikada tam olarak neyin değişmesini temenni ediyoruz?
Kötü haberi vererek başlayalım… Bize yalan söylüyorlar. Dünyanın hemen hemen bütün kaynakları ve parası bir avuç insanın elinde. Her şeyin en iyisinden hepimize yetecek kadar bulamıyoruz. Hiçbir dilek, meditasyon ya da iyi niyet bu somut gerçekliği delip geçebilecek kadar kuvvetli değil. Hayallerimize kavuşmamızın önündeki engel şans ya da daha çok çalışmak değil, sınıf farkı. Birilerinin ay süren o “muhteşem” yat tatillerine gidebilmesi için diğerlerinin yedi güne razı olup çalışmaya devam etmesi gerekiyor. Birilerinin son model arabasını bir kez daha yenileyebilmesi için diğerlerinin metrobüsün veya otobüsün yolunu tutması gerekiyor. Birilerinin emlak zengini olabilmesi, diğerlerinin evsiz kalması, barınamaması demek oluyor.