“Z kuşağı protestoları” ne anlama geliyor?

Birçoğu aynı görsel dil etrafında birleşti, kendilerini alenen “Z kuşağı” diye tanımladı. Peki, bu etiket sahiden ne anlama geliyor?

Paylaş
Bir protestocu, Surabaya'da düzenlenen protesto esnasında Endonezya ulusal bayrağını ve One Piece'den korsan bayrağını taşıyo
Bir protestocu, Surabaya'da düzenlenen protesto esnasında Endonezya ulusal bayrağını ve One Piece'den korsan bayrağını taşıyor. 29 Ağustos 2025, Endonezya. Fotoğraf: Juni Kriswanto, AFP.

“Z kuşağı protestoları” ifadesi, geçen yılın en fazla aşındırılan siyasi klişelerinden biriydi. 2025’te dünyanın dört bir yanında gençler sokaklara çıktı, bazıları hükümetlerini devirmeyi bile başardılar. Kenya ve Endonezya’dan Meksika ve Peru’ya, Bulgaristan’dan Nepal ve Fas’a kadar uzanan bu hareketler çoğu zaman birbirini yankıladı; birbirlerinin taktiklerini, sloganlarını, hatta görsel unsurlarını ödünç aldı. One Piece adlı manga serisinden alınmış korsan bayrağı da dahil olmak üzere, birçoğu aynı görsel dil etrafında birleşti, bu grupların çoğu kendisini alenen “Z kuşağı” diye tanımladı. Peki, bu etiket sahiden ne anlama geliyor? Tüm bu ayaklanmalar ne kadar sonuç üretebildi?

Bu protestolardan nesiller bağlamında söz etmek yanlış değil, lüzumsuz. If We Burn: The Mass Protest Decade and the Missing Revolution [Yanmak Pahasına: Kitlesel Protestoların On Yılı ve Kayıp Devrim] kitabının yazarı Vincent Bevins, “En az 200 yıldır sokak seferberliklerini (yalnızca gençler olmasa da) büyük ölçüde gençler yürütüyor,” diyor. Protestocuların örgütlenmek için interneti kullanması, uluslararası medya bunu hep çarpıcı ve yepyeni bir gelişmeymiş gibi sunsa da, hiç şaşırtıcı değil. Herkes neredeyse her şey için interneti kullanırken, böyle gün gibi ortada olanı dile getirmeye değmez. Gençlerin mesela ilan levhaları ya da posta güvercinleriyle örgütlenmesi daha dikkat çekici olurdu.

Dijital araçlara yönelik bu takıntı, pekâlâ yanıltıcı denebilecek türden bir habercilik anlayışına yol açtı. Geçen Ekim ayında, genç Nepallilerin Discord üzerinden yeni başbakanlarını seçtiklerini iddia eden manşetler dolaşıma girmişti. Oysa Vincent Bevins’e göre olan biten başkaydı: “Nepal’de uzun süredir faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu başbakanlık için düşündüğü bir ismi orduya iletti, ordu da ülkenin siyasi elitinden birinin atanmasını onayladı.” Discord bu süreçte elbette kullanılmış olabilir, ama olup bitenler Batılı yorumcuların büyük heyecana kapılarak hayal ettiği “tekno-ütopyacı dijital demokrasi” hiç değildi. Arap Baharı’ndan bu yana birçok ayaklanmada olduğu gibi nihai sözü hep ulusal ordular söyledi.